MİHRAC URAL VE PAPATYALARINI TANIYALIM

  • İbrahim YALÇIN.
  • Mihrac Ural; Muhaberat elemanı, kod adı Sırtlan. THKP-C Acilciler örgütünü polise satan adamsız. İnsanlık düşmanı eroin kaçakçılarının ‘numune’ taşıyıcısı. Nebil Rahuma yoldaşımızı polise veren Soysuz. Ali Çakmaklı, Müntecep Kesici, Gökhan Saç(sami) Zihni Alan(Yusuf), Hanna Maptunoglu adlı yoldaşlarımızı öldürten Katil. Lübnan’da (Trablus) Filistinlilerin kendi aralarındaki savaşta, Suriye yanlısı Ebu Nidal örgütü saflarında yer alarak, yoldaşlarımızın, Yaser Arafat’ın el-fetih örgütü tarafından öldürülmesine neden olan İşbirlikçi. Süleyman Kılıç, Vedat Erdal, Selahattin Kaya ve Kuvvettin Külekci adlı yoldaşlar, Türkiyeli hiçbir devrimci örgütün taraf olmadığı bu çatışmada öldürülmüştür. Mihrac Ural adlı soysuz, öldürülen yoldaşlarımızın her biri için Ebu-nidal örgütünden 50’şer bin dolar kan parası almış, her ay düzenli olarak belli bir miktar para almaya da devam ediyor.

    Günay Karaca yoldaşın Türkiye’ye dönerken, ’sınırı geçer geçmez kafasına kurşun sıkarak öldürülmesi’ için Murat Sahillioğlu’na( Semir-Ertan) talimat(!) veren sahte ‘devrimci’.

    Esrar-Eroin kaçakçılarının, kendi aralarındaki anlaşmazlık sonucu, birbirlerini ortadan kaldırmak üzere dalaştıklarında, ihaleyi devrettikleri tetikçi..( Antakyalı Vural adlı bir mafya bozuntusunun, anlaşmazlığa düştüğü ortağını ‘ortadan kaldırmak’ için Mihrac Ural’a havale edilen tetiklilik görevini Cafer yoldaşa ‘’ devrimci görev’’ diye vermiş ve yoldaş, bu olay esnasında, yaşadığı dehşet karşısında çıldırmıştır. Hiçbir tedavi görmeyen yoldaş uzun bir süre sonra da ölmüştür. Cafer yoldaşın hanımı kısa bir süre Mihrac Ural’ın hizmetçiliğini yapmış, daha sonra, Mihrac Ural’ın eşi Malak Fadal tarafından evden kovulmuştur!!! (..) Mihrac Ural, kelimenin gerçek anlamıyla bir örgüt hırsızıdır. 1977 ortalarında, Antakya’dan İstanbul örgütüne gönderilen dinamit ve silahlar, İstanbul örgütüne para karşılığı satılmıştır. Yıllar sonra bu dinamit ve silahların örgütlenmenin Antakya birimine ait olduğu anlaşılmıştır. İstanbul örgütünden alınan bu para Mihrac Ural’ın kız kardeşi Mihrican Ural’ın düğün ve Amerika’daki balayı(!) masraflarında kullanılmıştır. Aynı şekilde Kayseri’den Hatay’a yollanan silahlar bir kez daha İstanbul örgütüne, Haydar Yılmaz’a parayla satılmış, bir süre sonra, bu silahların, Kayseri bölgesinden kullanıldığı için Hatay’a aktarıldığı anlaşılmıştır. Mihrac Ural, bu örgüte adımını attığı andan itibaren hırsızlık yapmak ve hep sahtekârca davranmak ve kendini gizlemek durumunda kalmıştır. Örgüt mallarını örgüt birimlerine satarak para kazanmak gibi en aşağılık işleri yapmaktan hiçbir sakınca görmemiştir. Samandağ Ziraat Bankası Soygun’u ( kamulaştırma değil soygun) esnasında alınan paralar Mihrac Ural ve çetesi tarafından bölüşülmüş, örgütlenmeye aktarılmamıştır.
    Devamı linkte-tıklayınız.





  • 10 Mart 2010 Çarşamba

    MİHRAC URAL VE PAPATYALARINI TANIYALIM...

    İbrahim YALÇIN

    Han-ı Yağma

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!


    Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
    Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
    Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
    Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...


    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!


    Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
    Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
    Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
    Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...


    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!


    Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
    Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
    Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
    Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...


    Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
    Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
    Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
    Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...


    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!


    Tevfik Fikret




    Mihrac Ural; Muhaberat elemanı, kod adı Sırtlan.
    THKP-C Acilciler örgütünü polise satan adamSIZ.
    İnsanlık düşmanı eroin kaçakçılarının ‘numune’ taşıyıcısı.
    Nebil Rahuma yoldaşımızı polise veren Soysuz.
    Ali Çakmaklı, Müntecep Kesici, Gökhan Saç(sami) Zihni Alan(Yusuf), Hanna Maptunoglu adlı yoldaşlarımızı öldürten Katil.
    Lübnan’da (Trablus) Filistinlilerin kendi aralarındaki savaşta, Suriye yanlısı Ebu Nidal örgütü saflarında yer alarak, yoldaşlarımızın, Yaser Arafat’ın el-fetih örgütü tarafından öldürülmesine neden olan İşbirlikçi.
    Süleyman Kılıç, Vedat Erdal, Selahattin Kaya ve Kuvvettin Külekci adlı yoldaşlar, Türkiyeli hiçbir devrimci örgütün taraf olmadığı bu çatışmada öldürülmüştür.
    Mihrac Ural adlı soysuz, öldürülen yoldaşlarımızın her biri için Ebu-nidal örgütünden 50’şer bin dolar kan parası almış, her ay düzenli olarak belli bir miktar para almaya da devam ediyor.
    Günay Karaca yoldaşın Türkiye’ye dönerken, ’sınırı geçer geçmez kafasına kurşun sıkarak öldürülmesi’ için Murat Sahillioğlu’na( Semir-Ertan) talimat(!) veren sahte ‘devrimci’.


    Esrar-Eroin kaçakçılarının, kendi aralarındaki anlaşmazlık sonucu, birbirlerini ortadan kaldırmak üzere dalaştıklarında, ihaleyi devrettikleri tetikçi..( Antakyalı Vural adlı bir mafya bozuntusunun, anlaşmazlığa düştüğü ortağını ‘ortadan kaldırmak’ için Mihrac Ural’a havale edilen tetiklilik görevini Cafer yoldaşa ‘’ devrimci görev’’ diye vermiş ve yoldaş, bu olay esnasında, yaşadığı dehşet karşısında çıldırmıştır. Hiçbir tedavi görmeyen yoldaş uzun bir süre sonra da ölmüştür. Cafer yoldaşın hanımı kısa bir süre Mihrac Ural’ın hizmetçiliğini yapmış, daha sonra, Mihrac Ural’ın eşi Malak Fadal tarafından evden kovulmuştur!!!


    ÖRGÜT HIRSIZI.


    Yoldaşlar hakkında şaibe yaratarak, kendisine rakip gördüğü herkesi töhmet altında bırakıp, örgütümüzü yabancı servisler adına ve onların yönetebileceği bir uydu örgüt yaratmak için yetiştirilmiş Ajan.

    Yabancı bir ülkenin(Suriye) gizli servisi adına örgüt üyelerimizi kullanan ve bu işten kazanç sağlayan kan emici Taşeron.
    Kimi sosyalist ülkeleri dolandıran ve bu ülke temsilcileri tarafından örgütümüz Acilciler’e hakaret edilmesine neden olan sahtekâr.
    Filistin örgütlerinden silah ve mühimmat çalıp satarken ‘suçüstü’ yapılan hırsız.
    Kaçakçılardan, battaniye, sigara vb eşya çalacak kadar düşmüş Kap-kaç’çı.


    Mihrac Ural, kelimenin gerçek anlamıyla bir örgüt hırsızıdır.
    1977 ortalarında, Antakya’dan İstanbul örgütüne gönderilen dinamit ve silahlar, İstanbul örgütüne para karşılığı satılmıştır. Yıllar sonra bu dinamit ve silahların örgütlenmenin Antakya birimine ait olduğu anlaşılmıştır. İstanbul örgütünden alınan bu para Mihrac Ural’ın kız kardeşi Mihrican Ural’ın düğün ve Amerika’daki balayı(!) masraflarında kullanılmıştır.
    Aynı şekilde Kayseri’den Hatay’a yollanan silahlar bir kez daha İstanbul örgütüne, Haydar Yılmaz’a parayla satılmış, bir süre sonra, bu silahların, Kayseri bölgesinden kullanıldığı için Hatay’a aktarıldığı anlaşılmıştır. Mihrac Ural, bu örgüte adımını attığı andan itibaren hırsızlık yapmak ve hep sahtekârca davranmak ve kendini gizlemek durumunda kalmıştır. Örgüt mallarını örgüt birimlerine satarak para kazanmak gibi en aşağılık işleri yapmaktan hiçbir sakınca görmemiştir.
    Samandağ Ziraat Bankası Soygun’u ( kamulaştırma değil soygun) esnasında alınan paralar Mihrac Ural ve çetesi tarafından bölüşülmüş, örgütlenmeye aktarılmamıştır.
    ( aşağıda bu olayı daha geniş anlatacağız.)


    MİHRAC URAL, SUÇ ÖRGÜTÜ REİSİ.
    Mihrac Ural adlı sahtekâr adam, Acilciler örgütünün yüz karası, utancı ve dışkısıdır! Tasfiyecidir. Eline geçirdiği her şeyi kullanan yalancı ve provokatördür. Çift taraflı çalışan bir ajandır. İddia etmiyoruz. Belgeleriyle afişe ediyor, teşhir ediyoruz.
    Suçları büyük ve affedilmezdir. Elinde, yoldaşlarımızın kanı vardır. Elinde sıradan insanların kanı vardır.
    Mihrac Ural, E.Y’nin ismini yazmasaydı, bu değerli insanı yazmayacaktım.Yazmak zorundayım.
    Soruyorum. E.Y’nin mahkeme safhalarını tüm Türkiye az çok biliyor. Bırakınız sivil mahkemeleri, Sıkıyönetimin en gerici mahkemelerinde bile, en fazla 15 sene ‘’ceza’’alması gereken arkadaşımız, Ömür boyu hapis cezası almıştır. Bunu neden yazıyorum? Şu nedenle. E.Y davasına bakan hakim, bu cezadan sonra E.Y’nin avukatına,’’Bizde biliyoruz, dosyada bu cezayı verecek delil mevcut değil, biz bu cezayı dosyada olmayan ve E.Y hakkında başka bir yerde bulunan RAPOR’dan dolayı verdik ‘’ demiştir.
    Mihrac Ural’ın, yıllardır inkar ettiği Bursa serüveni(!) üzerinde, bu nedenle özellikle ve titizlikle duruyoruz...
    Mihrac Ural; 30 senedir ‘sürgün’ yaşadığını söylüyor. Yalandır. Yukarıdaki fotoğraf bu yalanın ispatıdır. Tüm aile üyeleri yanındadır. Hayatında bir gün olsun çalışmamış bu sahtekâr adam, yoldaşlarımızın kan paralarıyla beslenmektedir. Yediği her lokmada öldürülen yoldaşlarımızın emeği vardır. Hapis’lerde yatan işkence gören yoldaşlarımızın emeği vardır. ‘’Dağlarda ot yiyerek yıllarca sürünerek yaşadım’’ diye yıllarca yalan söyleyen bu adamın bir hırsız bir katil bir sahtekar olduğunu bile bile bugün onun sofrasında kaşık sallayanların utanmaları gerekirken, utanmıyorlar ve bizlere saldırıyorlar(!)
    Bizlere saldırmaları elbette boşuna değildir.






    Bize saldıranlar, Mihrac Ural adlı suç örgütü Reis’in kasasından pay kapmaya çalışan zavallılardır. Bize saldıranlar, Mihrac Ural adlı hırsız Katil’in, ’’okumaları ve yazmaları için on dönümlük bir zeytinlik alıp içersine taştan bir villa konduracağım’’ diye hava atan enternasyonal soytarının ‘’devrimci’’ olduğunu bizlere yutturmaya çalışan yetim-i sefa’lardır.
    Bize saldıranlar, mezarsız, kefensiz, sessiz sitemsiz yatan ölülerimize aldırmayan kuklalardır. Gözleri kör, kulakları sağır ve dilsiz olanlardır. Onur’larıyla yaşamayı öğrenememiş bel kemiği olmayan sürüngenlerdir.
    Mihrac Ural ‘sürgün’(!)de yaşadığı yalanını hala söyleyebiliyor. Mihrac Ural’ın papatyaları hala bu yalanlara ‘inanıyor’, utanmıyorlar. Devrimcilik kisvesi arkasına saklanarak ’eroin-esrar’ ticaretinde ’numune’ taşıyıcılığına kadar düşmüş bir sahtekarın tüm çirkinliklerini bilmelerine rağmen ’onun hırsızlıklarından zıkkımlanmak’ umuduyla tetikçilik yapıyorlar. Devrimci değerlerimizi ayaklar altına alarak, değerlerimizin üzerinde ‘aile boyu’ tepinen haramzadelerin yalakalığına soyunan bu adamlar kim?


    Kim bu yalaka Papatyalar?
    Hayatları boyunca devrimci geçmişleri olmayan ama olduğunu iddia ettikleri ‘’ şanlı ve şerefli geçmişimiz’’ diye sözünü ettikleri bir geçmişleri oldu mu? Olmadığını biliyoruz. Olsaydı, eğer bugün bu hale düşmeyeceklerini de biliyorduk. Şanlı ve şerefli diye bahsettikleri geçmişlerinin gerçekten öyle mi olduğuna bakmak ve bu soysuzların geçmişlerini bilmeyen kaldıysa, kim olduklarını yazarak öğretmemiz gerekiyor.
    Kendilerini ‘’acilci’’ olarak lanse eden yalaka papatyaların ortak bir özelliği bulunuyor. Hepsi de ticaret peşinde, Hepsi de Mihrac Ural ile ticaret yapıyor. Hepsinin de geçmişte devrimcilik adına yaptıkları kayda değer hiçbir şeyleri yok. Tam otuz beş senedir dillerine devrimci sözcüğünü almadılar ve devrimcilerden uzak durdular. Dolandırıcılık, çek-senet ve ihale işleriyle iştigal ettiler. Örgütün dağıldığını, tasfiye edildiğini ve değerlerinin Mihrac Ural tarafından kullanıldığını çok iyi biliyorlar ve bu fırsattan faydalanmak için en azından Mihrac Ural’ın yarattığı ’olanaklardan’ faydalanalım umuduyla yalaka rolüne bürünerek, göze girmeye çalışıyorlar. Dertleri, ne devrim ne demokrasi mücadelesi. Onlar, karın tokluğuna yalakalık yapıyorlar.
    Kim bunlar? Geçmişleri neydi? Şimdi ne yapıyorlar?


    1-ÖMER ÖDEMİŞ-BİR DUBLE RAKIYA SATILIK!




    Kim bu pislik?


    “Acilciler örgütünün mallarında benim de payım var, o binaların inşaatında çalıştım.Filistin’de şehit düşenlerden Mihrac aga çok para kazanmıştır. Benim de hakkım. Bu hakkımı alacağım” diyen Ömer Ödemiş, Antalya’da açtığı balık lokantasıyla bir çok kişiyi dolandırıyor ve Suriye’ye Mihrac Ural’a sığınıyor. Mihrac Ural ile kiremit ticareti işine soyunuyor. Batıyorlar. Örgütün malları, paralarından bir kısmı kiremit ticaretinde harcanıyor.
    Ticaret adı Muhammed Kasım olan Mihrac Ural, Memetçik Mehmet Yavuz ve Ömer Ödemiş birlikte Kiremit işi fos çıkıyor. Bu ticarette Tarsusluyla tanıştırılmalarında Memetçik’e özellikle tembih ediyor ”Adımı Muhammed Kasım diye söz edin. ”işadamı künyesi Muhammed Kasım olan Mihrac Ural örgütün parasını kendi parası gibi kullandığı için kiremit işinden zarar edilmesinden dolayı kahroluyor.
    Şimdi soruyoruz;
    Adı, Ömer( öner ) Ödemiş.
    Bu zavallı adamı tanıyanlara soruyoruz.
    Kim bu lümpen?
    Kim bu sokak serserisi?
    Acil tarihinin neresinde bulunmuş?
    Tek eylemi, Ali Çakmaklı yoldaşımızı öldüren silah’ın evinde yakalanması değil mi?
    Bilenler tanıyanlar anlatıyor. ‘’Bir duble rakı ya da viski ısmarla, istediğini yaptır’’ diyorlar.
    Suriye’de pavyonlardan çıkmıyor. Bir yere yollandığında önce ‘pavyonu var mı?” diye soruyor.
    Değer mi? Kesinlikle değmez.
    Çek-senet tahsilatçılarının yanında ‘ayakçılık’ yapmış. Sonra, kendisi bu işe soyunmuş,( balıkçı restorandı gibi bazı girişimleri de olmuş) ama becerememiş(!) SHP’ye girmiş, sekretere sarkıntılık –taciz- yaptığı için işten atılmış. Dolandırmadığı kimse kalmamış. Sonun da Mihrac Ural çetesine sığınmış. İyi etmiş(!) yakışıyor.
    Tam Mihrac’lık(!) adam. Birbirlerine çok benziyorlar. Al birini vur öbürüne; Mihrac Ural, “Acil tarihini, tarihçilere açacağım “ diyordu ya(!) Tarihçi’nin Ömer Ödemiş (ya da Ömer Ural) olduğu anlaşılıyor. Zavallı adamlar, kafa kafaya vermişler hakkımızda yazı yazıyorlar. Değişik e-post’larla ağıza alınmayacak küfür’ler yazıyor; adreslerimize yolluyorlar. Kendileriyle hareket eden insanlar hakkında bile ’uyduruk bilgi’ sızdırarak, bunları kullanacağımız ve bu kişilerin kendileriyle daha sıkı ilişkiye gireceğini düşünüyorlar(!)
    Ömer Ödemiş denen lümpen adam, Mihrac Ural’la birlikte kiremit ticareti yapıyor. Şam, Halep ve Lazkiye’de bayilikleri varmış(!). işsizlikten emekli olmayı bile başaramayan cibilliyetsize bol kazançlar diyelim(!) Sonunu bekleyelim, bakalım ne çıkacak(!)


    2. ÖMER GAZEL - İTİRAFÇI ACİLCİ
    Çankırı doğumlu olduğunu söylüyorlar.
    30.12.1979 tarihinde Kayseri’de 43 kişi ile birlikte yakalanmış. 1.5 sene cezaevinde yatmış, 1981 de hapisten çıkmış.
    11.01.1987 tarihli Milliyet Gazetesi’nin yazdığına göre, 1983’ten beri iş yerine gelen polisler tarafından AJAN’LIK teklifiyle karşılaşıyormuş. Kabul ettiği taktirde 4 aylık hapis cezası ertelenecekmiş. Ne söyledi bilmiyoruz.
    1983’ten beri AJAN’LIK teklif edilen ÖMER GAZEL, bunu 1987’de açıklıyor.
    Aynı ÖMER GAZEL, Büyük Balık Operasyonu’nda tekrar sahneye çıkıyor. Ankara’da, Adalet bakanlığı ve Güney Kore büyükelçiliği bombalanması eylemiyle adını bir kere daha duyuruyor.
    Aşağıda verdiğimiz gazete kupürünün ilk sayfasında yazıyor; Yazının başlığı ACİLCİLERDEN İTİRAF, devamında ÖMER GAZEL’İN ele geçirilmesinden sonra alınan bilgiler doğrultusunda; H.Aydın, B.Karabayır, H.Sapaz. Ö.Kıbrıs. M.Koçyigit. N.Baysan ve R. Akdemir yakalanıyor. Ömer Gazel, polis’te ve savcılıkta her şeyi itiraf ediyor ve her şeyi detaylarına kadar anlatıyor. Burada dikkat çeken bir husus var. 1983 tarihinde Ajan’lık teklif edilen ÖMER GAZEL, bu durumu Büyük Balık Operasyonu’ndan hemen önce anlatıyor. İki ay sonra da eylemlere giriyor ve Gazetelerin yazdığına göre İTİRAFCI ACİLCİ olarak adını duyuruyor
    ÖMER GAZEL bundan önce ne işle meşguldü, diye sorarsanız. Müteahhit’lik yapıyormuş(!) Samandağ belediyesinin CHP’li başkanından rüşvetle İÇME SUYU ihalesini kazanmış ve rüşvet vermek için belediye’ye gittiği sırada polisler tarafından suçüstü(!) yapılarak yakalanmış. Belediye başkanı bu olayda tutuklanırken, Ömer Gazel, tutuksuz yargılanmak üzere serbest(!) bırakılmış. Mevcut kanunlara göre, Rüşvet alan kadar, verenin de suçlu olması gerekirken, Rüşveti veren Ömer Gazel’in neden tutuklanmadığının bir tek açıklaması olabilir. Rüşvet vermeye gitmeden önce Polislerle anlaşarak haberli gitmiş olabilir. Belediyelerle iş yapan Müteahhitlerin geçtigi yollardan ’bizim Ömer’ de geçiyor.
    Ömer Gazel’in hapisten çıktıktan sonra, İstanbul’da geçirdiği yıllar, kelimenin gerçek anlamıyla tam bir SEFALET’tir. Kalacak yeri olmadığı için onun- bunun evinde kalan; kaldığı evlerde her gün birlikte olduğu kız arkadaşını döven ve misafir kaldığı insanları rahatsız edecek kadar sefil bir hayat süren Ömer Gazel’in, HATAY’A giderek, birden bire Belediyelerden İçme suyu ihalesi alacak bir müteahhit olarak karşımıza çıkması ve bir süre sonra da acilci(!) olduğunu hatırlayarak eylemlere girip ’ İTİRAFÇI’ olması anlaşılabilir mi bilmiyoruz. Okuyucu karar vermeli.




    Çankırılı Ömer Gazel’in kısa hayat hikayesi bu kadar.
    Acilci olduğunu söylüyor. Onurlu geçmişinden bahsediyor ve bizleri ‘Tarihimizi karalıyorlar’(!) diye sözüm ona kınıyor.Tam bir Mihrac Ural ‘acilcisi’. Yakışır.




    3. MEHMETCİK MEHMET YAVUZ-DANIŞMAN!
    Bu adamı çok yazdık. Artık tanınıyor. Para için her şeyi yaptığı biliniyor. Komisyonculuk yapıyor. Yapabilir elbette, ekmek parasını kazanmak kadar doğal ne olabilir ki. Mihrac Ural ile yolları 35 sene önce ayrılmıştı. Acil-HDÖ ayrılığı sırasında HDÖ saflarında kaldı. Tam 35 sene Mihrac Ural’ın arkasında konuştu ve yüzünü dahi görmek istemediği Mihrac Ural’ın, baş danışmanı ve kirli işlerinin teknik danışmanlığını yapıyor. Kendi sitesini açın okuyun. Açık açık yazıyor. Atatürk milliyetçisi olduğunu söylüyor. ‘’Kürt-Türk, Alevi, Sünni,Arap diye bizi bölmek, parçalamak isteyenler var, bunlar dış mihrakların oyununa geliyorlar’’ diyor. Bu adam bunları yazmaya devam ederken, öte taraftan ‘’biz acilciler’’diye acilci(!) olduğunu da söylüyor. Soruyoruz. Kim bu adam? Neyin acilcisi olabilir? Böyle bir sahtekar’ın lafları boyunu aşmıyor mu? Mehmetçik Mehmet Yavuz derken haksızlık mı etmiş oluyoruz bu adama. A.Fuat Çiler ile Tacettin Sarı’nın kardeşi, Suriye ile ithalat-ihracat işleri yapan bir şirketin ortaklarıdır. Mehmetcik Memet bu şirketin danışmanlığını da yapıyor. Ayrıca, Mersin’den topladığı kamyoncuları, Mihrac Ural’ın yanına götürüyor ve bol kazançlı işler umuduyla yalakalık yapıyor. Amaç ne? Para değil mi? Bu adam bize saldırıyor(!)Hesabını veremeyeceği işlerin içersinde oyuncak olmaya devam ediyor. Nereye kadar...?


    4. ADNAN DEMİR-BOZACI!
    Mart 1978, Samandağ Ziraat Bankası Soygunu’ndan( kamulaştırılma değil) uzun yıllar hapiste yattı. Samandağ Ziraat Bankası eylemini, Acilciler adına yaptıklarını söylediler. 2 milyon tl’nin bir kuruşunu örgüte vermediler. Defalarca bu durum dile getirildi; yıllardır konuşuldu.Bugüne kadar hiçbir cevap veremediler. Kendi aralarında bölüştüler. Tacettin Sarı, Adnan Demir ve İrfan Ural arasında pay edilen bu paranın akıbetinden, 32 sene geçmesine rağmen, hala haber yok.
    Mihrac Ural’a çok benziyorlar. ‘’ser veriyorlar ama sır vermiyorlar’’
    Adnan Demir; Harbiye yakınlarında büyük bir çiftlik evinde ‘çok eşli’ bir babanın 24 kardeşinden birisidir.
    Soygundan sonra gittiği baba evinde, babası tarafından ’ihbar‘ edilerek yakalatıldığı söylentileri ortalıkta dolaşmıştı. Ne kadar doğru bilinmiyor.
    Adnan Demir’in Baba evi çiftliğine ‘silahlı eğitim’ için gelen yoldaşlara, baba Demir, ‘’ benim 24 tane oğlum var, birisini feda etmişim umurumda değil; jandarma buraya gelecek olursa, sizi ihbar ederim’’ diye konuştuğu biliniyor. Böyle olunca, baba Demir’in, oğlu Adnan Demir’i ihbar ederek paralara el koyduğu söylentileri hiçte yabana atılacak bir söylenti olmasa gerek. Adnan Demir, bu konuda suskunluğunu korumaya devam ediyor.
    Adnan Demir; 1976-78 döneminde Mihrac Ural’ın en yakın adamıdır. Mehmet Avan yazdı. ‘’Adnan ve İrfan Ural’dan, Samandağ paralarının yerini öğrenmek ve örgüte aktarmalarını söylemek için cezaevine gittim, ama bana vermediler ve vermeyeceklerini söylediler’’ dedi. Peki bu durumda, bu kişilere ne demek gerekiyor? Kim bu adamlar? İrfan Ural, Adnan Demir ( tacettin zaten biliniyor) Öz Acilciler olduklarını iddia etmiyorlar mı?
    Öz Acilcilik bu mu? ‘şanlı tarihimiz karalanıyor’ diye sızlanan(!) bunlar değil mi? Bunların tarihi gerçekten ‘’şanlı’mı oluyor?
    Bu adamların ‘yoldaş’ dedikleri Mihrac Ural değil mi?
    ‘’şıracının şahidi bozacı’’ olmuyor mu?
    Adnan Demir; Mihrac Ural’ın en yakın adamıydı değil mi?
    1977 şubat ayı, Türkiye’nin birçok bölgesinde, Beylerderesi Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle eylemler yapılıyor.
    Nebil Rahuma, Tarsus’ta Ülkü Ocağı’na, gündüz gözüyle girerek, yanında götürdüğü saatli bomba düzeneklerini tuvalette bir araya getirip binadan uzaklaşıyor. Bir süre sonra da, bomba infilak ediyor.
    Eylem bildirisinin dağıtımını Adnan Demir’e, görev olarak veren Nebil, Adnan’dan ‘bildirileri dağıttığı’ raporu(!) almasına rağmen, bunun yalan olduğunu, Tarsus’a ikinci gelişinde, bıraktığı bildirileri Adnan’ın dolapında görerek anlıyor. Tek başına o bildirileri alıp dağıtıyor.


    STALİN HASAN ‘A GÖREV
    Burada, Stalin Hasan’a bir görev düştüğü inancındayım. Samandağ Ziraat Bankası eylemi nedeniyle uzun süre cezaevinde kaldı. Büyük acılar çekti. Samandağ Ziraat Bankası ile ilgili bildiklerini açık yüreklilikle yazmalıdır.
    Samandağ Ziraat Bankası’nda alınan 2 milyon Tl’nin 300 bin lirası yakalandı. Gerisi ne oldu? Kim Çaldı bu parayı?
    Bu parayı örgüte devretmeyen ve aralarında bölüşenler kimler? Bu örgüt hırsızlarına ne diyor?





     
    6. ALİ FUAT ÇİLER-TACİZCİ……


    ‘’Onurlu geçmişinin ahlaksızca karalanmasından ‘’ bahsediyor.
    Ali Fuat Çiler; Antakya, Harbiye’den. Babası sağlık memuru. Bir bayana iğne yaparken çirkin bir davranışta bulunduğu için mahkemelik oluyor. Ali Fuat, abisi Emin ,kardeşi Muzaffer ile birlikte örgütün silahları ile mahkeme kapısında babasına koruma görevi yapıyorlar. Nebil Rahuma bu duruma itiraz ediyor.
    Ali Fuat Çiler; Mustafa Burgaz’ın başkan, M.Yavuz ve kendisinin de yönetim kurulunda olduğu, Antakya’daki dernekte, aynı derneğin yönetim kurulu üyesi olan, Hürriyet adlı bir kız arkadaşa birleşme teklifinde ! bulunuyor. Reddediliyor. Ali Fuat dinlemiyor, kız arkadaşı taciz etmeye devam ediyor. Ters ilişki teklifinde bulunuyor. Ahlaksız tacize dayanamayan Hürriyet adlı kız arkadaş, konuyu yönetim kurulundaki diğer üyelere ( Mustafa Burgaz ve Mehmet Yavuz) açıklıyor. Mustafa Burgaz tarafından azarlanıyor. Ali Fuat, aylarca kimsenin yüzüne bakamıyor.
    Ali Fuat Çiler; Bizleri, ‘’onurlu geçmişini ahlaksızca’’(!) karalıyorlar” diye eleştiren adam.
    Örgütümüzün, Ankara il yönetiminden Antakya’ya, örgütleme faaliyetleri için gelen yoldaşımız, Ömür Karamollaoğlu’nu uyurken kapı aralığında seyrederek, ahlaksız bir vaziyette Nebil Rahuma tarafından yakalanan adam.
    Ömür yoldaşı, uyurken seyrederek yaptığı ahlaksızlığın, Nebil tarafından ’ suçüstü’ yapılarak yakalanması üzerine, Nebil’in, ’’Bu adamın olduğu yerde ben yokum, ya o ya ben’’ diye örgütü terk ettiğini bilmeyen mi var?
    Nebil yoldaşın bu sert tepkisi üzerine, Mihrac Ural tarafından, Nebil’i ikna etmesi için Mehmet Yavuz ve Erkan Ulaşan gönderilmedi mi?
    Mihraç Ural, Ali Fuat’ın ahlaksızlığını eleştiren insanlara, “ ne yapalım o bizim elimiz ayağımız, her yere onu gönderiyoruz’’ diye olayı kapatmaya çalışmadı mı?




    Mehmetcik Mehmet Yavuz’u ’tanık’ olarak gösteriyorum.
    Bunlar yalan mı?
    Mehmetcik Mehmet Yavuz, şimdi Tacettin Sarı’nın kardeşi ile Ali Fuat Çilerin ortağı oldukları ve Suriye’de ithalat-ihracat işi yapan şirketin danışmanlığını yapıyor.
    Mehmetçik Mehmet Yavuz’da, zerre kadar onur kalmışsa eğer, kendisini tanık olarak gösterdiğim bu iğrenç olayı olduğu gibi anlatır ve Ali Fuat’ın ’onurlu’(!) geçmişine katkı sunar!
    Ali Fuat Çiler; Bizleri eleştiren(!) adam. Son günlerde, ’’ Nebil, elimizde büyüdü’’ diyen adam. Yalan söylüyor. Nebil tarafından kesinlikle sevilmeyen, nefret edilen adam.
    Ali Fuat Çiler; Mihrac Ural ile birlikte, Adana ABD konsolosluğu bombalanması eyleminde, Nebil Rahuma’yı yüzüstü bırakıp kaçan adam.
    Ali Fuat Çiler; İstanbul’da, Nebil tarafından zorla bir eyleme sokulan adam. Eylem esnasından, Kaçmaması için, Nebil’in elindeki silahını kendisine doğrulttuğu ve “kaçarsan ilk seni vururum’’ dediği ‘militan’(!)
    Ali Fuat Çiler; Mihrac Ural tarafından, arkasında ve tüm yoldaşların önünde ‘’pisliğin teki’’ diye bahsettiği adam.
    Ali Fuat Çiler; Yeni öğreniyoruz(!) Mihrac Ural’ın Nebil Rahuma ile birlikte 1978 de temel kadrosuymuş(!) Belli oluyor.(!) Nebil’i bırakıp kaçmalarından belli oluyor.
    Ali Fuat Çiler; Örgütümüzün İstanbul örgütlenmesinin ilk’lerinden, İstanbul Yüksek Öğrenim Kültür Derneği(İYÖKD) genel başkanı ALİŞAN ÖZDEMİR’i dolandıran adam.( Buluşma 2004) adlı internet sitesini hatırlayanlar bilirler. “Sana ev alacağım” diye, Alişan Özdemir adlı arkadaşımızın 10 milyar lirasını dolandırdığı, Alişan’ın, kendi kaleminden okuyabilirler.
    Ali Fuat Çiler; Bundan 10 sene önce Paris’te Salih’in( Kemal Bayram) lokantasında karşılaştığım adam. Ben kendisini tanımamıştım. Kendisi beni tanıdı. ‘’Geçmiş dönemden bahsetmek istedim. Boşver ’’dedi. ‘’Buraya gezmek, dinlenmek için geldik, eskiyi unuttuk, bizi ilgilendirmiyor’’ diyen adam.
    Ali Fuat Çiler; Çok sevdiğim değerli insan M.Ç’nin eşi. Yazıklar olsun.
    Geçmişimizi karalıyorlar(!) diyor. Övelim mi? onu mu istiyor. İyi de, hangi geçmişini övelim peki? Övgüye değer bir geçmişi varsa söylesin de bilelim.


    7. İRFAN URAL-Halil İbrahim Sofrası’nın elemanı..




    Mihrac Ural’ın yakın akrabası. Samandağ Ziraat Bankası’ndan alınan 2 milyon lirayı, tüm ısrarlara rağmen örgüte vermeyen ‘militan’ . Yukarda fotoğrafta görülüyor. Mihrac Ural’ın sol yanında, ’Halil İbrahim Sofrası’nda besleniyor. 30 sene sonra Acilci olduğunu hatırladı(!) Yakışıyorlar. Bunlar, birbirlerine çok yakışıyorlar.
    İrfan Ural’ı tanıyanlar sorsunlar. Samandağ eyleminden alınan paraları ne yaptı? Buna açıklık getirsin yeter.
    Niğde cezaevinde kaçma sırasını Nebil Rahuma’ya vermiş(!)
    Birdenbire ve hep birlikte, Nebil sevdalısı(!) olup çıktılar. Yeğeni Mehmet Dikay soruyor; “Dayımın akıbetini biliyordunuz da neden iki adım ötedeki annesine bir haber vermediniz ?” diyor. Hiçbirisi cevap veremiyor. Utançlarından mı? Umursamazlıklarından mı? Hadi bir cevap verin.

    SON SÖZ.
    Evet, sözün bittigi yerdeyiz. Bizleri, ‘’tarihimizi karalıyorlar’’ diye ‘’suçlayan’’(!) lara bakın hele. Bu örgütü kuran, bu örgütün adını tüm Türkiye’ye duyuran, Türkiye solu içersinde belli özellikleri olan bir örgüt haline getiren, Kurucu üyelerine, militanlarına, taraftarlarına, kısacası bu örgütün tüm yükünü sırtında taşıyan insanlarına karşı, aşağılık bir biçimde saldıracaksın, onları, bu örgüt etrafında uzaklaştırmak için sırtlarından hançerleyeceksin; en iğrenç yöntemlerle kumpaslar kuracaksın, öldüreceksin. Öldürtmek isteyeceksin, ihbar edeceksin, Hakkında şaibeler yaratıp birbirlerine düşürteceksin, yalan söyleyeceksin, hırsızlık yapacaksın, ahlaki olmayan tüm pislikleri yapacaksın, Mafyalar arası çatışmalarda parayı kim fazla veriyorsa onun tetikçiliğini yapacaksın, Türkiye’ye, devrimci faaliyetler için giden yoldaşların arkalarında ‘’ bir ay sonra hangi cezaevinde mektup yazacak’’ diye lades çekeceksin,
    Yoldaşlarımızın kanları ile yazılmış olan tarihimizi, gizli servislerin elinde oyuncak edeceksin, 12 Eylül faşizminin cezaevlerinde bu örgütün onurunu bayraklaştıran ve senden başka her guruptan devrimcinin, adından saygıyla söz ettiği militan yöneticilerinin, yıllar sonra zindanları delerek çıkmaları üzerine paniğe kapılarak, yüzlerine karşı ‘’yoldaş’’ derken, arkalarından komplolar kurmaya kalkarak ’’dikkatli olun güvenilmezdir’’ diyeceksin. ‘’ben bu örgütü ehlileştirdim’’ diye utanmadan çetleşeceksin, Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi için canlarını vermiş yoldaşlarımızın devrettikleri bayrağı, koltuğuna kıstırıp, ‘’gece, uyumadan önce mutlaka BAKARA suresini oku’’ diye dindar kılığına gireceksin, Hüseyin bin Hamadan’lardan ‘’aziz şeyhim’’ diye söz ederek, el-eteklerini öperek önlerinde yüz süreceksin, Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, hiç sıkılmadan Mehmet Yavuz adlı bir Kürt düşmanını, ticari işlerinin teknik danışmanı yapacaksın ve bunları bilmiyormuşuz gibi, kuyruğunu sıkıştırdığımız her köşe başında ‘’kadim dostum Abdullah Öcalan’’ diye de çığırtkanlık yapacaksın öyle mi?




    Biz, Mihrac Ural adlı pislik adamı, devrimcilerin önünde hesaplaşmaya çağırdık. Cevap vermedi. Veremezdi ki.
    Biz, bu pisliği devrimcilerin önünde hesap vermeye çağırırken, gelemeyeceğini biliyorduk. Geldiği zaman yüzüne tükürüleceğini çok iyi bildiğimiz için gelmeyeceğinden emindik.


    Biz, bu pislik adamı inine kadar dayadık, sona yaklaşıyoruz, sille-tokat inine sokacağız ve kapısını üstünde kilitleyeceğiz.

    Yalakalarının gözleri aydın ola, kıçları açıkta kalıyor haberleri olsun. Bir katili, bir hırsızı,bir ajanı, bir eroin kaçakçısını savunmak ne demekmiş o zaman anlayacaklar.




    Yaşayan bir ölü’nün sofrasında zıkkımlanarak, değerlerimizi yaratan ölülerimizin kemiklerini sızlatanlar, bizleri ‘’ tarihlerini karalamakla’’ suçluyorlar. Buna da şükür(!) ya bir de methetselerdi...
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    MESAJ VAR




    HARBİYELİ


    HAİNLERİN KATİLERİN VE MUHBİRLERİN SOFRASI BU


    O bir kalleş, o bir Akrep


    Yüke vursan, sanki merkep


    Bunu yapıyor, o hep


    Özü Hain, Sözü hain






    Düşmanlara o hep maşa


    O bakmaz, yaşa başa


    Vurulmalı dağa taşa


    Özü Hain, Sözü hain






    Düşürür kendini, dile


    Dosta bile, yapar hile


    Vurulmalı, ona sile


    Özü Hain, Sözü hain






    Kanı bozuk, bir kaleştir


    Yediği, pis bir leştir


    Tüm yaşamı, hep belleştir


    Özü Hain, Sözü hain






    Şebap yine geldin dile


    Sinir katın, çıktı bine


    Gerçekleri söyledin yine


    Özü Hain, Sözü hain


    02.05.1998


    Şebap Teker


    ---


    Kalaycı


    BU DA MİHRAC URAL'IN MÜCADELESİ NASIL MÜCADELE ETİĞİNİ AYNI ZAMANDA YOLDAŞLARIMIZIN KANLARI ÜZERİNDE BASTIĞININ BİR GÖSTERGESİDİR .


    ALİ FUAT ÇİLER İSE O AYRI BİR MAHLUK BÖYLELERİNE TÜKÜRSEM SURATLARINA TÜKÜRÜĞÜME YAZIK OLUR DİYE DÜŞÜNÜYORUM; ÇÜNKÜ TÜKÜRÜĞÜM BİLE KİRLENİR.


    SAYIN İBRAHİM YALÇIN VE DİĞER YOLDAŞLARA SESLENMEK İSTİYORUM;


    BİZ ANTAKYALILAR OLARAK TABİKİ DEVRİMCİ KOMÜNİST ANTAKYALILAR OLARAK DİYORUM; SİZ İBRAHİM YALÇIN, ENGİN ERKİNER,  ERKAN VE HAYDAR YOLDAŞ SİZi TANIMASAK DA -BİLE- AMA BU BİR GERÇEK ŞU ANDA HER KESİN DİLİNDE SİZDEN BAHSEDİLİYOR VE SİZİNLE GURUR DUYUYORUZ SAĞLIÇAKLA KALIN. YAŞASIN KOMÜNİSTLER


    NOT: HARBİYELİ ARKADAŞIN KOYDUĞU HAİN ŞİİRİ TAM MİHRACI ANLATAN BİR ŞİİR MÜMKÜNSE HARBİYELİ ARKADAŞLA BENİ KONTAĞA SOKARSANIZ MEMNUN OLURUM. BİZ ŞU ANDA 4 KİŞİ MAALESEF BİRAZ DAĞINIĞIZ AMA SİZİN SAYENİZDE YAVAŞ YAVAŞ BİRLEŞİYOR HAİNLERE KARŞI VE NEBİL YOLDAŞIN MÜNTECEBİN VE KATLEDİLEN DİĞER YOLDAŞLARIMIZA SÖZÜMÜZ VAR
    ----
    ANTAKYALILAR


    MİHRAC URALIN YAPTIKLARI HER ŞEY NORMAL ÇÜNKÜ BABADAN OĞULA GEÇEN BİR MESLEKTİR!




    URAL AİLESİNi SADECE ORHANLI MAHALESİ DEĞİL BÜTÜN ANTAKYA BİLiR TAHSILDAR BABASINI DA DOLAYSIYLA DİYECEĞİMİZ BİR TEK ŞEY VAR; BU MUHBİRİ TANIYORUZ AMA BU KADAR PİSLİK, HAİN OLDUKLARINI BİLMİYORDUK. İBRAHİM YALÇIN ARKADAŞ SİZİN BELGELERLE KANITLADIĞINIZ BU MUHBİRİN ÇETESİNİN BU KADAR DETAYLARINI KANITLADIĞINIZDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDER MÜCADELENİZDE YANINIZDA OLDUĞUMUZU BİLDİRİRİZ. SAYGILARIMIZLA (ANTAKYA KÜÇÜK DALYANDAN)SELAMLAR

    6 yorum:

    1. HAINLERIN KATILERIN VE MUBIRLERIN SOFRASI BU

      O bir kalleş, o bir Akrep
      Yüke vursan, sanki merkep
      Bunu yapıyor, o hep
      Özü Hain, Sözü hain

      Düşmanlara o hep maşa
      O bakmaz, yaşa başa
      Vurulmalı dağa taşa
      Özü Hain, Sözü hain

      Düşürür kendini, dile
      Dosta bile, yapar hile
      Vurulmalı, ona sile
      Özü Hain, Sözü hain

      Kanı bozuk, bir kaleştir
      Yediği, pis bir leştir
      Tüm yaşamı, hep belleştir
      Özü Hain, Sözü hain

      Şebap yine geldin dile
      Sinir katın, çıktı bine
      Gerçekleri söyledin yine
      Özü Hain, Sözü hain
      02.05.1998

      Şebap Teker

      YanıtlaSil
    2. sevgili engin ibo erkan ve haydar yoldaslar bende ilkbaslarda sizler hakkinda kotu dusunuyordum.fakat sizlerin ve mihracin yazilarini iki yildir takip ediyorum.tarih sizleri hakli gosterdi.sih[muntecebi],hanna yoldasi olduren ve onlarca yiyit devrimci yoldasi katleden bu asagilik herifi ve onun surekasi antakyada barinamiyacak. ve onlara buralari dar edeceyiz.bizler hazir bekliyoruz.eski yoldaslar sihin olumunde sorumlu kim varsa cezasini vereceyiz. inanin bu devrimci sozudur. hepinize devrici selamlar kalin saglicakla.sumerler mahallesinden hala yureyi acilci carpan

      YanıtlaSil
    3. Biz bu resmi ve isimleri beynimize kazıdık. Gün gelir...

      YanıtlaSil
    4. Suclu kimse birgun mutlak ortaya cikar öldurulenleri nabil, yukseli,taniyorum tarih katilerden hesap sorar birgun, hatta butun öldurenleri ölenleri taniyorum onlara susmakla aniyorum, cunku guvencem hic kimseye yok kusura bakmayin.

      YanıtlaSil
    5. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler bilmeyen arkadaşlarda öğrenmiş oluyor

      YanıtlaSil
    6. Merhabalar,
      ben Istanbuldan katılıyorum,şu ömer Gazel denilen kışı insanları dolandırıyor ve dolandırdığı kişileride Örgütile tehtit ediyor bu sizinde kulağınıza geldimi hic,kimdir nedir bu kişinin amaçı nedir, bilginize sunarım.

      YanıtlaSil